Sunday, December 17, 2006

Boşanmak için evlenmem!

ATV’nin töre cinayetleri ve berdeli konu alan dizisi Sıla’nın yıldızı Cansu Dere: “Evlenecek misiniz?” diye sorduklarında kızıyorum. Bu çok mu basit bir konu? Kenan İmirzalıoğlu’yla başrol paylaştığı Son Osmanlı Yandım Ali filminden sonra ATV’nin iddialı dizisi Sıla ile ekranlara konuk olan manken Cansu Dere, “Kendimi oyuncu olarak görmüyorum” dedi. Sıla’nın çekimleri için şu sıralar Mardin’in Midyat ilçesinde yaşayan Dere, Yeni Aktüel dergisinin bu haftaki sayısı için Zeynep Subaşı’ya röportaj verdi. 25 yaşındaki oyuncu; gelecekle ilgili planlarını ve evliliğe dair görüşlerini anlattı.

Modellikte en üst noktadayken oyunculuğa başladınız...

Evet, bir şeylere yeniden başlamak insanı yeniliyor. En azından ben kendimde böyle hissediyorum. Modellikte istediğim yerdeyim ama yapmaya vaktim yok.

Yurtdışında modellik yapabilecek niteliklere sahiptiniz. Yurtdışı deneyiminizi zorlamak yerine niye oyunculuğu seçtiniz?

Paris’te çalışırken mutlu olmadım. Benim için en önemlisi, mutlu olmam. İstediğim şeyin o olmadığına inandım. Bir de orada kızlar 14-15 yaşlarında başlıyorlar modelliğe. Oraya gittiğimde 21-22 yaşımdaydım. Gerçekleri görmek lazım. 25 yaş yurtdışına gidip “Ben model olacağım” demek için çok geç.

Başarılara rağmen neden hep arka planda kalmayı seçiyorsunuz?

Hayatımda en önemli şey, dönüp geriye baktığımda utanacağım bir şey yapmamış olmaktır. İşte de, aşkta da! Bu yetiştirilmeyle ilgili bir şey. Bireylerinin söz hakkı olduğu, birbirine saygı duyduğu bir aileden geliyorum; bir o kadar da sevginin olduğu...

Kararlarınızı alırken ailenize danışıyor musunuz?

Hayır. 17 yaşından bu yana yalnız yaşıyorum. Yaşıtlarım daha “onu mu giyeyim, bunu mu giyeyim” diye düşünürken ben İstanbul’daydım. İzmir’de doğdum ve Ankara’da da yaşadım ama hiçbiri İstanbul’a benzemiyor. Bir de babamın beni göndermesi bana olan güvenini gösteriyordu. Benim de onları ve kendimi asla üzmemem gerekiyordu. O yüzden belki duvarlarım bu kadar yüksek ve çok insan hayatıma giremiyor. Bundan da mutluyum aslında.

Kariyer ve özel hayat dengesini nasıl kuruyorsunuz?

İş daima olmalı ama aile daha özel; emek verilmeli. O yüzden bana mikrofon uzatıp “Evlenecek misin?” diye sorduklarında çok kızıyorum. Bu konu bu kadar basite indirgendiği için günümüzde evlilikle sürmüyor zaten. Bense bir kere evlenmek isteyenlerdenim. Hiçbir zaman “Bir evleneyim bakalım, olmazsa boşanırız” diyenlerden olmadım. Çocuk da çok özel benim için. Mesela çocuk zamanı çalışmamak gerek. Çocuk da yaparım kariyer de diye düşünmüyorum.

Mardin’in en çok neyini sevdiniz?

Özellikle üniversitede Mezopotamya ve Ön Asya Arkeolojisi okuyan bir insan olarak Mezopotamya’ya bakıyor olmak çok enteresan. Ama daha Hasankeyf’e bile gidemedim. Vaktim olmadı. Manastır gezdim birkaç tane, o kadar. Şehrin mimarisi müthiş.

Dizide Mardin doğumlu, üç yaşında İstanbul’a gelmiş ve köklerine geri dönmüş bir genç kızı oynuyorsunuz. Sıla ile Cansu’nun benzerlikleri var mı?

Sıla; Mardin’de doğup, büyük şehirde büyümüş bir karakter. Sadece o kısmımız aynı.

Siz Sıla olsaydınız, köklerinizin peşinden gider miydiniz?

Giderdim herhalde. Oradaki insanların masumiyeti çok güzel. Bizim burada kafamıza taktığımız şeyler, onlar için problem değil.