Sunday, December 17, 2006

Rüzgar Midyat’tan esiyor...

Altı hafta önce yayınlanan ilk bölümüyle televizyon klasikleri arasında yer alacağının sinyallerini veren Sıla’beklentiyi karşıladı... ATV’de cuma akşamları ekrana gelen dizi, her bölümüyle reytingleri altüst ediyor. Çekimlerin yapıldığı Mardin halkı ise yöreyi Türkiye’ye tanıttığı için diziye minnettar. Üç yıl önce ATV’nin başarılı dizisi Asmalı Konak rüzgarına kapılan Türk halkı, altı hafta önce de Sıla isimli yeni bir rüzgarla tanıştı. Her cuma akşamı ekranın başından ayrılmayan izleyici, gerek konusu gerek oyuncularının başarısı sayesinde yeni fenomeninin Sıla olduğunu reytinglerde de gösterdi. Televizyon eleştirmenlerinin de ATV’nin yeni Asmalı Konak’ı olarak lanse ettiği Sıla’nın çekimlerine Mardin ve Midyat’ta son sürat devam ediliyor. Oyuncular da bu yörede çekim yapmaktan dolayı memnun olduklarını her fırsatta dile getiriyor. Mardin’de ise başka bir bayram havası esiyor. Özellikle Midyat’ta konuşulan tek konu Sıla...

Yöre halkı, dizi sayesinde bölgenin güzelliklerinin konuşulmasından memnun. Kadın erkek Mardinliler dizideki görüntülerin bölgeyi en iyi şekilde gösterdiğini söylüyor. Dizinin konusuyla ilgili yöre insanının konuştuklarına gelince... Bilindiği üzere bir ayağı İstanbul’da, diğeri Midyat’ta gelişen öykü, kanun tanımaz töreyi ve töreye rağmen filizlenen bir aşkı anlatıyor. Giderek daha çok can alan töre cinayetleri ve berdel denilen uygulamaya keskin bir bakış ile karşı çıkışı anlatan Sıla, bu açıdan önemli bir toplumsal misyon da üstleniyor.

Töreye yapamazsın diyen dizi, işte bu nedenle bölgede tartışmalara neden oluyor. Kadınlar berdelin hala devam ettiğini söylese de, erkekler “Artık berdel kalmadı” demekte ısrar ediyor. Örneğin dizide Sıla’nın annesi Bedar’ı canlandıran Zeynep Eronat, yöre halkından kendilerine gelen tepkileri anlatırken kadın ve erkekler arasındaki görüş farkını şu şekilde dile getiriyor: “Özellikle kadınlar bizim anlattıklarımıza katılıyor ve birebir gerçek olayları anlattığımızı söylüyor. Ama erkekler anlattıklarımızın artık kalmadığını, Mardin’de berdelin olmadığını söylüyorlar.”